BÜLTENİMİZE
ÜYE OLUN!

TERMİK SANTRALLER AĞI
 

AKTİVİSTİN ZULASI
 



BROŞÜRLERİMİZİ
İNDİRİN, BASIN
ÇOĞALTIN, DAĞITIN!



İklim Davasında Karar Açıklandı: “Havaya Ne Salıyorsun, Ne Kadar Kirletmek İstiyorsun? Yurttaşa Bilgi Ver!”
Çevrenin korunup korunmadığının tespitinin, denetimin yapılması ve çevresel güvenliğin alınması her şeyden önce çevresel risklerin öngörülebilir kılınmasına bağlıdır. Çevresel etki değerlendirme süreci bu işe yarar. Çevresel risklerin ortaya çıkartılmasını sağlamak ve buna karşı ne tür önlemler alınabileceğini belirlemek ÇED sürecinin amacıdır. Bu amaç doğrultusunda da özellikle çevresel kirliliğe yol açan ve karbon salımları yoğun olacak yatırımların iyi izlenmesi gerekir. Çünkü bu yatırımların gerçekleşmesinin yatırımcıya ekonomik getirileri varken örneğin tarım, turizm, hayvancılık gibi diğer yatırımlara olumsuz etkileri vardır. Bu etkilerin ne olacağı ve koruma – kullanma dengesinin sağlanması açısından ise her türlü bilgi ve belgenin şeffaflaştırılması kadar yatırımların emisyon raporlarının da şeffaf olması gerekir. Örneğin, bir bölgenin 10 yıl sonraki hava kalitesini öngörebilen bir kamu yönetimi veya yatırım yaklaşımı ülkenin kalkınma politikası üzerinde etkili demektir.

Kentler ve İklimler

Bursa ve civarı da bir yandan tarım ve hayvancılık sanayisinin geliştiği ve fakat diğer yandan ağır sanayi yatırımlarının da baskısı altında bir bölgedir. Geçtiğimiz yıllarda da Organize Sanayi Bölgesi içinde bir termik santral projesi planlanmıştır. Bu projenin hem kent nüfusuna hem de sağlığa yaratacağı baskı bilimsel raporlarla ortaya konulmuştur. Diğer yandan da ilgili yatırımcının yaratacağı emisyonun ne olacağını raporlandırmadığı kamuoyuna yansımıştır. Bu durum, OSB dışındaki yatırımcıları ve kent nüfusunu tedirgin eder hale gelmiştir. Kentsel ısınmayı tetikleyen ve kentleri yaşanmaz hale getiren iklim değişikliğinin maliyetlerini ÇED raporlarına yansıtmayan firmaların bu davranışlarının ise çevresel karar alma sürecine katılarak denetlenmesi gerekir. 

Kamusal Bilgi Edinme Macerası

Tam da bu nedenle, Ekoloji Kolektifi, DOSAB Buhar ve Enerji Santrali ÇED süreci ve Bursa ilinde kurulu ve kurulması planlanan termik santrallerin emisyon oranları ve emisyon raporları hakkında, 18.08.2015 günü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bir bilgi edinme başvurusunda bulunmuştur. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na 13 başlıkta  yapılan bilgi ve belge başvurusuna gereğince yanıt alınamamıştır. Bunun üzerine, yapılan başvurunun gereğince yanıtlanmadığı ileri sürülerek 27.08.2015 tarihinde Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’na itiraz edilmiştir. Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu ise 17.09.205 tarih ve 2015/1807 sayılı kararında yaptığımız itirazı kısmen kabul etmiştir.

Davaya Giden Ret Kararı

Bilgi edinme başvurumuzda istediğimiz ve fakat verilmeyen kimi belgelerin verilmemesini Başbakanlık Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulu da hukuka aykırı bulmamıştır. Oysa ki istediğimiz şu belgeler bilgi edinme hakkı kapsamındaydı:

“İnceleme Değerlendirme Komisyonu toplantısı sonrasında alınan kararın, toplantı tutanaklarının, komisyon tarafından alınan karara dayanak rapor, tutanak vb. Toplantıya ilişkin tüm bilgi ve belgelerin aslı gibidir onaylı bir örneğinin tarafımıza gönderilmesi (...) ”

“İnceleme Değerlendirme Komisyonu’na hangi kurum, kuruluş, sivil toplum kuruluşları ve yurttaşlar katılmıştır? Katılan tüm kurumların ve kişilerin sunmuş oldukları görüşlerin aslı gibidir onaylı bir örneğinin tarafımıza gönderilmesi (...) ”

“DOSAB Buhar ve Enerji Üretim Tesisi projesi ile ilgili emisyon dosyalarının ve emisyon oranlarının aslı gibidir onaylı bir örneğinin tarafımıza gönderilmesi (...)

“Bursa ili sınırları içerisinde kurulu ve kurulması planlanan termik santrallerin emisyon dosyalarının ve emisyon oranlarının aslı gibidir onaylı birer örneğinin tarafımıza gönderilmesi (...)”

Buna karşın, bu belgeleri idari başvuru yoluyla elde etmek mümkün olmamıştı.

Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’ndan da alamadığımız belgeleri almak için, Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu kararına karşı Ekoloji Kolektifi Derneği tarafından 04.12.2015 tarihinde dava açıldı.

Ne İstiyoruz?

Bilgi edinme davaları, kamusal nitelikli belgelerin yurttaşların bilgisine sunulmasını amaçlar. Bu davada da temel olarak, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu 26/1’e göre, bilgi edinme başvurusuyla istenilen kurum içi görüş, bilgi notu veya tavsiye niteliğindeki bilgi ve belgelerin bilgi edinme hakkı kapsamından çıkarılabilmesi, bilgi edinme hakkının kısıtlanabilmesi için idarenin bir gerekçesinin bulunması gerektiği belirtilmiştir. Bu maddede yer alan aksinin kararlaştırılabileceğine ilişkin ibarenin idarenin geniş takdir yetkisine sahip olduğu anlamına gelmediği, istenilen bilgi ve belgenin ekonomik sır, ticari sır, istihbari sır ve devlet sırrı kapsamında olduğuna ilişkin bir karar yoksa bu bilgi ve belgenin Kanun’un 26/1  kapsamında aksinin kararlaştırıldığının da ileri sürülemeyeceği iddia edilmiştir.

İDK’ya Sunulan Bilgi ve Belgeler Kamuoyuna Açılmalıdır

Bilgi Edinme Hakkı Kanunu 26. maddesinin 2. fıkrasında da “bilimsel, kültürel, istatistik, teknik, tıbbi, mali, hukuki ve benzeri uzmanlık alanlarında yasal olarak görüş verme yükümlülüğü bulunan kişi, birim ya da kurumların görüşleri kurum ve kuruluşların alacakları kararlara esas teşkil etmesi kaydıyla bilgi edinme istemine açıktır.”  ifadelerinin yer aldığı vurgulanmıştır. İDK Toplantılarına ilişkin istenilen bilgi ve belgeleri ÇED Olumlu veya ÇED Olumsuz kararını etkileyecek bilgi ve belgeler olduğu bu sebeple bilimsel, teknik ve benzeri uzmanlık alanlarında bilgi niteliği olan taleplerin 26/2 gereğince bilgi edinme hakkı kapsamında olduğu tarafımızca iddia edilmiştir.

Emisyon Raporları Başvurana Verilmelidir

İDK tutanak ve belgelerinin kamuoyuna açıklanması dışında bir diğer talebimiz ise  DOSAB Buhar ve Enerji Santrali ve Bursa ilinde kurulu ve kurulması planlanan termik santrallerin emisyon oran ve dosyalarının tarafımıza verilmesidir. Davalı idare başvuru yapılan idare tarafından talebimizin karşılandığını ileri sürmüştür. Oysa tarafımıza bu konuda belge verilmediği gibi, istenilen emisyon raporlarının nerede, ne zaman yayınlandığı da belirtilmemiş ve herhangi bir bilgi belge de gönderilmemiştir.

Örnek Karar

Yalova’da kurulu olan ve kurulması planlanan termik santrallere ilişkin emisyon oranları ve dosyalarının teminine yönelik yapılan bilgi edinme başvurusunun reddedilmesi  sonucunda açılan davada; Ankara 15. İdare Mahkemesi’nin emisyon oranlarının ve dosyalarının başvurana verilmesi ve dolayısıyla kamuyla paylaşılması gerektiğini ve bu bilgilerin paylaşılmasında kamu yararı bulunduğuna karar vermiş olması da haklılığımızı güçlendirecek bir örnek niteliğindeydi.

Karar Neden Önemli

Ankara 14. İdare Mahkemesi de Yalova için verilen bu kararı da göz önünde bulundurarak, Bursa’da projelendirilen başvuruya dair emisyon raporları ve İDK tutanakları hakkında geçtiğimiz günlerde kararını açıkladı. Mahkeme, 04.11.2016 gün ve 2015/3289 E. 2016/4225 K. numaralı karar ile dava konusu işlemin iptaline karar verdi. Kararda İnceleme Değerlendirme Komisyon toplantı tutanakları, kararları ve görüşmeleri hakkında aksi kararlaştırıldığına dair herhangi bir karar söz konusu olmadığı halde Kanun’un 26. Maddesinin 1. fıkrasına dayanılmasının ve emisyon oranlarına ilişkin talebin ise usulüne uygun olarak karşılanmamasının ve gerekçesiz olarak reddedilmesinin hukuka uygun olmadığına hükmetti.

Bu karar İnceleme Değerlendirme Komisyon tutanak, karar ve görüşlerinin bilgi edinme hakkı kapsamında olduğunun teyit edilmesi bakımından önemlidir. Çevresel karar alma mekanizmasının (ÇED sürecinin) bir parçası olan İnceleme Değerlendirme Komisyonu toplantılarına ilişkin bilgi ve belgelere erişememek, toplantılarda ilgili idareler, yurttaşlar ve sivil toplum tarafından sunulan görüşlere ve ilgili bilimsel, teknik içerikli tüm belgelere dayalı olarak ÇED raporlarının yatırımcılar tarafından nihai hale getirilip getirilmediğinin denetimini de ortadan kaldırmaktaydı. Bu durum aynı zamanda çevresel risklerin de kurum görüşlerini esas alarak hazırlanıp hazırlanmadığını bilinmez kılmaktaydı. Böylece çevresel risklere karşı alınacak tedbirlerde idarenin önerilerinin ilgili yatırımcılar tarafından ne kadar gözetildiği de bilinememekteydi.

Sonuç:

ÇED sürecine katılmak, yurttaş olarak idarenin aldığı her türlü icrai işlemi denetleyebilmek için bu bilgi ve belgelere erişim önemlidir.

Ekoloji Kolektifi’nin emisyon oranları ve dosyalarına ilişkin talebini, Ankara 15. İdare Mahkemesi tarafından Yalova ilinde kurulu ve kurulması planlanan termik santraller kararını da gözeterek veren mahkeme, bu belgelerin açıklanmasında kamu yararı olduğuna hükmetmiştir.

Kararda, emisyon raporlarına ait bilgi ve belgenin paylaşılması gerektiğini vurgulayarak, bu bilgi ve belgeler daha önceden kamuoyuyla paylaşıldıysa bu durumda da ilgili idare tarafından bu paylaşımın nerede yapıldığının, ne zaman yayınlandığının başvuru yapana açıkça gösterilmesi gerektiği de kararda vurgulanmıştır.

Sonuç itibariyle, çevresel güvenlik ve çevresel sağlık açısından hem il hem santral bazında emisyon oranlarının tutulması ve hava kirliliğine sebep olan faaliyetlerin ve sınır değerleri aşan faaliyetlerin denetlenebilmesini sağlamak açısından emisyon dosya ve oranlarının yurttaşlarla paylaşılması gerektiği mahkeme kararlarıyla ortaya konulmuştur.

Tüm bu sebeplerle Ankara 14. İdare Mahkemesi’nin kararı şeffaflık, kamusal denetim ve katılım ilkeleri açısından değerli ve öne