BÜLTENİMİZE
ÜYE OLUN!

TERMİK SANTRALLER AĞI
 

AKTİVİSTİN ZULASI
 



BROŞÜRLERİMİZİ
İNDİRİN, BASIN
ÇOĞALTIN, DAĞITIN!



Karbon Eşitsizliğini Konuşmanın Zamanı Geldi
Ekonomik eşitsizlik, günümüzü tanımlayan sorunlardan biri. Oxfam ve birçok başka kurumun araştırmaları sayesinde, gelir ve refah eşitsizliğinin birçok ülkede kötüye gittiğini ve epi topu 62 kişinin en yoksul 3,6 milyar insanın toplamından daha çok zenginliğe sahip olduğunu biliyoruz.

Bu sorunun bir boyutu var ki nadiren tartışılıyor: karbon eşitsizliği. Fransız iktisatçıları Thomas Piketty ve Lucas Chancel farklı ülkelerde yaşayan insanların karbon ayakizini hesapladılar ve devasa farklar buldular. Üretimden gelen salımlar (örn. fabrikalar) yerine, tüketicilerin doğrudan ve dolaylı salımlarına (örn. otomobil kullanımı, ithal gıda tüketimi) odaklandılar.

Yaptıkları tahmine göre 2013 yılında ABD'de en zengin %1'lik kesimin (3 milyon kişi) ortalama sera gazı salımları kişi başı 318 ton CO2e (karbondioksit eşdeğeri). Öte yandan en fakir 31 milyonun ortalama sera gazi salımı kişi varşı 3,6 ton CO2e . Piketty ve Chancel benzer farklılıkları Avustralya, Kanada, Çin, Fransa, Almanya, Meksika, Hindistan, Endonezya, Russia, Suudi Arabistan, Japonya ve Birleşik Krallık'ı da içeren birçok başka ülkede de gözlemlediler.

Aralık ayında Oxfam da Aşırı Karbon Eşitsizliği (Extreme Carbon Inequality) raporunda benzer sonuçlara ulaştı. Küresel ölçekte, “en zengin %1'lik dilimden birinin ayakizinin, en fakir %10'daki birinin ayakizinin 175 katı olabileceği”ni tahmin ediyorlar. Hem Piketty ve Chancel'in hem de Oxfam'ın hesaplarının sınanması ve geliştirilmesi için başka araştırmalar yapılmalı. Ancak bu karbon eşitsizliğinin ortaya koyduğu şey, hepimizin doğayla uyum içinde yaşamak konusunda bir sorumluluğumuz olmakla beraber, hükümetlerin acil önceliğinin bu büyük boy karbon ayakizinin sorumlusu en zenginleri hedef almaları gerektiği. Tabii ki bu kolay olmayacak. Bu kişiler ekonomik ve politik olarak güçlüler ve, Oxfam'ın da parmak bastığı gibi, gittikçe daha çok milyarder fosil yakıtlara yatırım yapıyor. Yani, onların kendi salımlarını gönüllü olarak azaltmalarını hiç beklemeyin.

Bunun aksine, baskı tabandan gelecek. Bunu anlamı, ekonomik eşitsizliği protesto ederken ve zenginlerin vergilendirilmesi gibi politikaları savunurken, aynı zamanda hükümetlerin zenginlerin yarattığı kirliliği azaltmalarını da talep etmeliyiz.

Her ne kadar en zenginler kirliliğin çoğundan sorumlu olsalar da, bizler de kendi çevresel etkimizi azaltmak için elimizden geleni yapmalıyız. Bu özellikle Küresel Kuzey'de yaşayanlar için geçerli. Oxfam'ın araştırması gösteriyor ki ABD gibi bir ülkedeki en yoksul 50%'un karbon ayakizi, Çin veya Hindistan gibi bir ülkedeki en zengin %10'un ayakizinden fazla.

Zenginleri en sert etkileyebilecek birkaç inisiyatif şöyle:
- Bir sık seyahat vergisi daha sık seyahat edenlerin daha çok vergi ödemeleri anlamına gelir. Bir araştırma gösteriyor ki 2013 yılında Birleşik Krallık'taki uçak seyahatlerinin %70'ini nüfusun sadece %15'i gerçekleştirmiş.
- Karbon vergileri otomobil kullanmayı veya karbon-yoğun ürünler almayı daha pahalı hale getirir.
would make it more expensive to do things like drive your car and buy carbon intensive products.Ancak bunun en zenginlerin davranışını değiştirebilmesi için çok yüksek bir fiyat konması gerekir, aksi takdirde hali hazırda sahip oldukları (ve artmakta olan) servetleri sayesinde aynen böyle devam edebilirler.
- Lüks vergileri işe yarayabilir. Bir yandan, her geçen gün daha çok insan özel dizayn kıyafet, parfüm ve aksesuarlar alıyorsa da hala lüks araba, lüks ev, yat alanlar süper-zenginler ki bunlar hem doğrudan hem de dolaylı karbon salımına yol açıyorlar. Daha da önemlisi, Birleşik Krallık gibi ülkelerde, süper-zenginlerin geçtiğimiz on yılda servetlerini yoğunlaştırdıkları alanlar da bunlar.
- Yıllık kişisel karbon bütçesi belirlemek, herkesin aynı azami etkiye sahip olabilmesi için en büyük karbon ayakizine sahip olanların salımlarını hızla azaltmaları anlamına gelir. Bunu yapmanın bir yolu, kişisel karbon karneleri çıkarmakla olur. Bu sistemde salım izinlerinin ticaretine izin verilip verilmeyeceği de bir tartışma konusu çünkü kimi düşünürler ve aktivistler bunun karbon telafisi (carbon offsetting) gibi adaletsizlikleri arttırıcı bir etkisi olabileceğini savunuyorlar.

Bunlar işe yarayabilecek fikirlerden sadece bazıları. Bu fikirleri detaylıca tartışmaya başlamalıyız ki eksiklerini görüp geliştirebilelim. En zenginlerin karbon ayakizi hepimizi etkiliyor – onları da etkiliyor tabii. En zenginlerin kirliliğini azaltmalarını talep etmenin zamanı geldi.

Dario Kenner, bağımsız bir araştırmacı ve whygreeneconomy.org (Neden Yeşil Ekonomi?) internet sitesinin kurucusu. Bu yazının orijinali 9 Mart 2016 tarihinde The Leap sitesinde It’s Time To Talk About Carbon Inequality başlığıyla yayınlandı.