BÜLTENİMİZE
ÜYE OLUN!

TERMİK SANTRALLER AĞI
 

AKTİVİSTİN ZULASI
 



BROŞÜRLERİMİZİ
İNDİRİN, BASIN
ÇOĞALTIN, DAĞITIN!



“Dürtülen” İnsan Daha Az Elektrik Harcar Mı ? Ya da 2017 Nobel Ekonomi Ödülü Niye Yine Bir Davranışsal İktisatçıya Verildi?
“İçinde bulunduğunuz odada daha önce kalan otel müşterilerimiz havlusunu bir kereden fazla kullandı”. Kaldığınız otelin odasında bu yazıyı görseniz siz havlunuzu kaç kez kullanırsınız? Ya da “Bu ay mahalledeki tutumlu komşularınıza kıyasla yüzde 15 daha fazla elektrik tükettiniz”. Bu yazı belediyenizden size gelse elektrik kullanımınız nasıl değişir?

Davranışsal iktisat alanında çalışan bir iktisatçı daha Ekonomi alanında Nobel’e layık görüldü. Prof. Richard Thaler “dürtme” (İng. nudging) alanında yaptığı çalışmalar nedeniyle 2017 Nobel Ekonomi ödülünü kazandı. Para ödülünü nasıl harcayacağı sorulduğunda ise “olabilecek en irrasyonel biçimde” diye şakayla karışık bir cevap verdi.

“Dürtme” uygulamaları ile neyi kast ediyoruz? Bunların çevre koruma ile bağlantısı ne olabilir? Dürtme yöntemi tüketicilerin daha tasarruflu olmalarını sağlar mı, sağlasa bile bu kalıcı bir etki midir, yoksa tüketicilerin “özgür iradesine” gereksiz bir müdahale olarak görülebilir mi?

Standart ekonomik analizin aksine, davranışsal iktisat bireylerin sınırlı rasyonel[1] olduğunu varsaymakta. Yani davranışsal iktisatçılara göre, bireyler sürekli olarak kişisel fayda ve maliyetlerini mükemmel bir şekilde hesaplayıp, adeta bir bilgisayar gibi çok değişkenli bir optimizasyon problemini çözemezler. Bunun yerine gündelik hayatlarında aldıkları kararlarda çoğunlukla bir takım bilişsel kısa yollara ya da eski gözlemlerine dayalı kimi yerleşik alışkanlıklarına dayanarak karar verirler.

Hal böyleyken insan davranışını değiştirmenin tek yolu parasal teşvikleri (İng. incentives) değiştirmek değil. Yani politikalara karar veren kurumların, tüketicilerin cebine giren veya cebinden çıkan maddi tutarı değiştirmeden de insan davranışını etkilemeleri mümkün olabilir. Hatta bunu yapmak bu kurumlar için bütün bir vergi sistemini değiştirmek ya da çeşitli yaptırım mekanizmaları uygulamaktan çok daha düşük masraflı olabilir.

Özetle, bireylerin tüketim alternatiflerini değiştirmeden, aldıkları kararı değiştirmeye yarayabilecek kısa bilgi notlarına “dürtme” adı veriliyor. Bu yaklaşım, pazarlama uzmanları için muhtemelen yeni bir şey değil, iktisatçılar için ise fiyatları değiştirmeden insan davranışını değiştirme olgusu görece yeni. Kolay anlaşılabilir mesajlar, bazı bireylerin elektrik veya su tüketimi davranışlarını değiştirebiliyor, fakat bazıları için bu tip dürtmeler etkili olmayabiliyor.

İngiltere’de organ bağışını arttırmak için bireylerin otomatik olarak organlarını bağışladığı, ama aktif olarak talep ederlerse bağıştan vazgeçebildikleri politika, başarılı uygulamalara bir örnek. Ya da bireysel emeklilik sistemine tüm çalışanların dahil edilmesi ve sonradan isteyen ve aktif olarak bunu belirtenlerin sistemden çıkmasını mümkün kılan Türkiye’deki yeni zorunlu bireysel emeklilik sistemi de bunun bir örneği sayılabilir. Bu örneklerde uygulanan “dürtme” yönteminde tüketicilere bir bilgi notu göndermek yerine, varsayılan (İng. default) opsiyon, politikanın hedefine uygun olarak şekillendiriliyor, eğer sistemden rahatsız iseniz ek bir çaba ile diğer opsiyondan yararlanabiliyorsunuz. Bunun hedeflenen politikanın etkisinin arttırabildiği tespit edilmiş.

Su veya enerji tasarrufu gibi alanlarda da bu uygulama denenmekte. Bireylere komşularının elektrik tüketimine ilişkin bir not yollamak, elektrik fiyatlarını yüzde 10-30 civarında arttırmışçasına etkili olabiliyor.[2] Yani kişilere hem kendileri için, hem de toplumsal açıdan “doğru” olan bir konuda (suyu tasarruflu harcamak, evdeki lambaları gerekmediğinde söndürmek gibi) ufak bir hatırlatma yapmanın, özellikle de talep esnekliğinin (yani bireylerin fiyatlara verdiği tepkinin) az olduğu durumlarda etkili olacağı ön görülüyor.

Fakat tabii bu yaklaşımla ilgili pek çok sorun da gündeme gelmekte. Örneğin İngilitere’deki organ bağışının varsayılan opsiyon haline gelmesini sağlayan “Dürtme Birimi” (İng. Nudging Unit), yani devlet tarafından kurulmuş Behavioral Insights Team, elektronik sigaraların gerçek sigara yerine tüketilmesini destekliyor. “Sigarayı bırak ya da öl” yaklaşımının sigara tüketimini azaltmada etkili olmadığını, sigara alışkanlığı yerine görece daha az zararlı olduğu iddia edilen çok benzer başka bir davranışın geçmesinin toplum için olumlu olduğunu söylüyor. Bu bir yandan “dürtme” uygulamalarını tasarlayan ekibin bağımsızlığına, toplum adına doğruyu bildiğini iddia edebilme yetkisine ve hatta bu kurumun kendisinin bile, rasyonel davranmadıklarını varsaydığı ve davranışlarını düzeltmeye çalıştığı tüketiciler gibi, “sınırlı rasyonel” olup olmadığına ilişkin soruları beraberinde getiriyor.

Bir diğer tartışmalı konu ise, dürtme uygulamasının orta ve uzun vadede etkisinin ne olacağı. Örneğin, elektrik tüketiminizle ilgili mesaj belediyeden geldikten sonra, kısa vadede elektrik tüketiminizi azaltsanız bile, orta vadede bu etkinin giderek kaybolduğu gibi gözlemler mevcut.[3] Sürekli olarak böyle mektuplar gelmeye başladığında buna alışıyorsunuz, yani “dürtme”, eskisi kadar etkili olmuyor. Eğer aldığınız mektup sizi diğer komşularınızla karşılaştırıyorsa, yani mesajda toplumsal bir karşılaştırma bulunuyorsa, etkinin daha uzun sürebileceği gibi bulgular da var.[4]

Ayrıca “tecrübeli tüketicilerin” bu tip kısa mesajlarla kolay kolay ikna edilemeyeceklerine dair de bulgular var. Havayollarını kullanarak bir konferansa giden çevre iktisatçıları üzerinde uygulanan bir deneyde, varsayılan opsiyonun “karbon denkleştirme”[5] satın alma olarak belirlenmesine rağmen, bu tecrübeli bireylerin uçak biletine ek olarak karbon denkleştirme ücretini ödemekten aktif olarak kaçındığı ve bu uygulamanın etkili olmadığı gözlemlenmiş. Çevre iktisatçıları her ne kadar toplumun genelini temsil edebilecek bir grup olmaktan epey uzak olsa da, bu çalışma dürtme uygulamasının bir başka sınırını göstermesi açısından önemli.

Prof. Richard Taler dürtme uygulamalarını, “abur cuburu yasaklamak değil, meyveyi göz hizasına koymak” olarak tanımlıyor. Bu yaklaşım, kulağa hoş gelse de, dürtme uygulamalarının, bir takım sağlığa zararlı gıdalar konusunda devletin yapması gereken düzenlemelerin yerine geçip geçemeyeceğini uzun uzun tartışmak mümkün. Aynı şekilde, “işini bilen” çevre iktisatçılarına işlemeyen dürtme uygulaması, tüketiciler bu gibi uyarılara gittikçe daha çok maruz kaldığında acaba etkili olacak mı sorusunu beraberinde getiriyor. Belki de devletlerin düzenleyici rolünün biraz daha fazla olmasını talep etmek elektrik ve su tüketimi gibi iklim açısından can alıcı konularda daha etkili olabilir.

Yine de Ekonomi Nobeli’nin bu sene yine davranışsal iktisat konusunda çalışan bir iktisatçıya verilmiş olması sevindirici, çünkü bireylerin tamamen rasyonel olduğu olgusunu sorgulayan çalışmalar iktisat biliminin mikro temellerinin sağlamlaştırılması adına çok önemli. 2002’de davranışsal iktisatçılar Prof. Daniel Kahneman ve Prof. Vernon Smith’e insanların karar alma mekanizmalarını incelemede psikoloji alanındaki önemli çalışmaları ve insanlarla yapılan laboratuvar deneylerini iktisat bilimine kattıkları için Nobel Ekonomi ödülü verilmişti. Umuyorum ki, davranışsal iktisat, pek çok kamu politikasının da temel varsayımı olan rasyonel ve bencil insanı, yani “homo economicus”u, gittikçe daha fazla sorgulamamızı ve hem çevre, hem de iklim alanında daha gerçekçi politika önerileri ortaya çıkarmamızı sağlar bir gün.

 

[1] İng. boundedly rational
[2] Allcott, H. (2011). Social norms and energy conservation. Journal of public Economics, 95(9), 1082-1095 ve Ayres, I., Raseman, S., & Shih, A. (2013). Evidence from two large field experiments that peer comparison feedback can reduce residential energy usage. The Journal of Law, Economics, and Organization, 29(5), 992-1022.
[3] Croson, R., & Treich, N. (2014). Behavioral environmental economics: promises and challenges. Environmental and Resource Economics, 58(3), 335-351.
[4] Ferraro, P. J., & Price, M. K. (2013). Using nonpecuniary strategies to influence behavior: evidence from a large-scale field experiment. Review of Economics and Statistics, 95(1), 64-73.
[5] İng. CO2 offsets