BÜLTENİMİZE
ÜYE OLUN!

TERMİK SANTRALLER AĞI
 

AKTİVİSTİN ZULASI
 



Zorlu zamanlardan geçiyoruz. Küresel ve yerel siyasi çalkantılar, ekolojik-ekonomik krizler, OHAL’ler bu haller… Bir yanda ayağımızın altındaki toprak kayıyor, bir yanda gittiğimiz yolda tek yön uçurumlar olduğunu söylüyor bilim bize. İçinde yaşadığımız kentleri her seferinde başka açılardan görüyoruz: Asi kentler olarak, yavaş kentler olarak, durgun kentler, dinamik kentler, küresel kentler, yerel kentler. Hepsi insanın parçası olduğu ekosistemler içerisinde şekillenen, yeni anlamlar yarattığımız, yeni sıfatlar kazandığımız ve serpildiğimiz mekanlar. Bir yanı umut mekanları, bir yanı hayal kırıklığı. Bir yanı yaprak döküyor, bir yanı bahar bahçe.
DEVAMINI OKU
Ülkenin mahşeri gündeminden artakalan zamanlarda aklımıza gelen ikincil gündemlerin başında geliyor kentsel dönüşüm. En son Kadıköy adı sıklıkla geçiyor kentsel dönüşüm haberlerinde ve tartışmalarında. “Lokomotifi" inşaat sektörü olan ekonomimiz, dev bir belediye gibi ve İstanbul odaklı yönetilen ülkemiz, konutu en büyük güvence ve yatırım aracı olarak gören çalışan emekçi sınıfımız, inşaat ve turizmden başka bir alana yatırım yapmayan sermaye ile kentsel dönüşümün öne çıkmaması düşünülemezdi.
DEVAMINI OKU
Kentleşme ve inşaat sektörünün iklim değişikliği ile ilişkisi halk arasında genel olarak “beton sıcağı çeker, şu yeni bina bizim rüzgarı kesti” düzeyinde seyreder. Doğrudur da üstüne üstlük ve insan kendi yaşamına birebir etkisi üzerinden kentle ilişkiye girdiği için yadırganacak bir tarafı da yok. Devletler açısından bakıldığında da durumun çok fazla değişmediğini görüyoruz. Ulusal iklim değişikliği eylem planında konuya ilişkin üzerinde en çok durulan mevzunun “sen dış cephe yalıtımını yaptırdın mı?” boyutunda olması işin rengini bize gösteren tek bir örnek. Dolayısıyla iklim değişikliğine cevaben ş konut üretimi, kentin gelişiminin yönlendirilmesi, bunlara ilişkin verilerin toplanması ve planlanmasından ziyade yeni binaları yaptık ama “lüzumsuzsa söndür” noktasında tıkanıp kalıyor. Bir başka deyişle kilit nokta 'jeopolitik' bir unsur olarak enerji.
DEVAMINI OKU
Geçtiğimiz Mayıs ayında Datça’nın su probleminin Bozburun’un Bördübet köyünde yapılacak bir barajla çözüleceğini müjdeleyen haberlerle birlikte baraja karşı çıkan Bördübetlilerin eylem haberleri de basında yer aldı. Bu haberleri kimileri “yine birileri kalkınmamızın önünü kesmek istiyor” şeklinde yorumlanırken, başkaları ise “kim bilir kimin cebini dolduracaklar şimdi” şeklinde yorumladı. Kısa sürede unutulan konu, gündemin benzer minvalli haberlerine karıştı gitti. Oysa bu haberlerde (ve benzer haberlerde) gözden kaçırılan bazı derin çelişkiler mevcut.
DEVAMINI OKU
Geçtiğimiz sene 12 Aralık günü Paris iklim zirvesi (namı diğer COP21) “tarihi” olarak nitelendirilen Paris Anlaşması üzerinde 195 taraf ülkenin uzlaşısı ile sona erdi. Anlaşma, küresel sera gazı salımlarının en az %55’ini temsil eden ve en az 55 ülke tarafından onaylandığı anda 2020 yılından itibaren yürürlüğe girecek ve Kyoto Protokolü’nün resmen sona erdiği 2020 sonrası iklim rejiminin çerçevesini çizecek. Bu yazıda Paris Anlaşması sonrası yeni bir dünya inşa edebilmek noktasında kentler ne yana düşer, bunu tartışmak amacındayım.
DEVAMINI OKU
Adaletsizliklerle bezenmiş iklim sorunu karşısında benimsenen farklı stratejiler olabilir. Bunlardan biri, deve kuşu taklidi yapmaktır. Bu, iklim adaletsizliği bir yana, iklimin değişmesi gerçeğini reddeden ya da hafife alan bir stratejidir.
DEVAMINI OKU
Debra Roberts, Ekim 2015’te Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) iklim değişikliğinin etkilerini inceleyen ve onlara nasıl uyum sağlanması gerektiği konusunda sentez raporu oluşturan grup olan II. Çalışma Grubu (WGII) eş-yürütücüsü (co-chair) olarak seçildi. IPCC’nin 5. Değerlendirme Raporu’nda (AR5) Kentsel Alanlar bölümünün baş yazarlığını da yapan Roberts şimdilerde 6. Değerlendirme Raporu (AR6) döngüsü için WGII’nin hazırlıklarını sürdürüyor. The Carbon Brief’e Rotterdam’daki Adaptation Futures 2016 konferansı esnasında konuşan Roberts, aynı zamanda Güney Afrika’nın Durban kentindeki eThekwini Belediyesi’ndeki ilk çevresel planlama ve iklim koruma dairesini kuran ve yöneten kişi. Roberts aynı zamanda Durban kentinin ilk baş dayanıklılık (resilience) idarecisi ve şehrin ilk dayanıklılık stratejisinin hazırlanmasının da baş sorumlusu. Kentsel iklim adaleti alanında küresel gelişmeler ve yeni IPCC döngüsünün bu noktadaki rolü hakkında Roberts’a bağlanıyoruz.
DEVAMINI OKU